Kurtköy Ersoy Hastanesi :

0530 065 78 48

Sultanbeyli Ersoy Hastanesi :

0533 460 04 82

Maltepe Ersoy Hastanesi :

0530 155 90 03

Metabolik sendrom; tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini arttıran metabolik orijinli risk faktörleri demeti olarak tanımlanır. Metabolik sendrom oluşmasına neden olan en büyük risk faktörleri ise obezite ve insülin direncidir. İnsülin direncini arttıran faktörleri ise; fiziksel aktivite yetersizliği, ileri yaş, endokrin ve genetik faktörlerdir. Bu hastalıkların gelişmesinde ise hayat tarzı ve hatalı beslenme önemli rol oynar.

Metabolik sendromunun öncelikli tedavisi kilo kaybı, fiziksel aktivitenin atrrırılması gibi yaşam tarzında değişikliklerle beraber uygun bir beslenme programıdır. Öncelikle hastada yaşam tarzı değişiklikleri olmalıdır. Metabolik sendromla beraber obezitesi olan bireyler öncelikli amacı kilo kaybı olmalıdır. Kilo kaybının 6-12 aylık bir süre içerisinde %7-10'u geçmemesi önerilmektedir. Böylelikle metabolik risk faktörlerinde çok önemli azalmalar görülmektedir. Kilo kaybının korunmasında en önemli nokta ise uzun süreli takip ve izlemdir. Bilimsel ve doğru beslenme genel ilkelerini şöyle sıralayabiliriz;

 

 

Enerji; kişinin günlük enerji alımı, haftada 0.5-1 kg ağırlık kaybını sağlayacak şekilde olmalıdır. Temel ilke harcanan kaloriden daha az enerji alınmasıdır ancak bazal metabolizmanın altında enerji alınmamasına dikkat edilmelidir. Çok düşük diyetlerle başta kilo verilir ancak bu tarz diyetler yaşam tarzında değişiklikler oluşturamadığı gibi bırakıldığında ise çok hızlı kilo alımına neden olur. Ayrıca amaç yağ dokusunda kayıplar elde etmektir. Bu tarz diyetlerde ise yağ dokusundan daha çok kas dokusundan kayıplar olur. Bu da metabolizmanın yavaşlamasına sebep olur.

Beslenmede karbonhidratlar ve yağların tipleri önemlidir. Öncelikle trans yağlar ve doymuş yağlar mümkün olduğunca

azaltılmalıdır. Şeker azaltılmalı, rafine edilmemiş ve işlenmemiş, posası yüksek, glisemik indeksi düşük karbonhidratlar tercih edilmelidir. Aşırı sodyum alımından kaçınılmalıdır. Özellikle öğünler düzenli olmalı öğün atlanmamalıdır.

Yapılan bir çalışmada süt ve süt ürünlerini daha çok tüketen kadınlarda metabolik sendrom görülme sıklığı daha düşük bulunmuştur.

Enerjinin %15'i proteinden gelmeli, kaliteli protein ile beraber bitkisel proteine de ağırlık verilmelidir. Fakat proteinli besinler doymuş yağlardan da yüksek olduğu için tüketimlerine dikkat edilmelidir.

A, D, E ve K gibi yağda eriyen vitaminlerin vücutta kullanımını arttıran yağ grubunun da tüketimine dikkat edilmeli, beslenmeden katı yağlar çıkarılmalı yerine bitkisel yağlar terih edilmelidir.

Hipertansiyon ve ödemi olan kişiler tuz tüketimlerine dikkat etmelilerdir. Tuz içeriği yüksek olan salamura besinler, turşular, zeytin, hazır çorba ve bulyonlardan uzak durulmalıdır. Aynı zamanda sodaların da sodyum içeriğinden dolayı tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Diyetin az ve sık aralıklarla tüketilmesi (4-6 öğün) çok önemlidir. Metabolizmayı hızlandıran bu uygulama ile hastanın gereğinden fazla yemek yemesi, diyetin dışına çıkması ve acıkması önlenmiş olur.

Fiziksel aktivitenin artırılması önemlidir. Hergün veya haftada en az 5 gün, en az 30 dk orta aktivitede egzersiz yapılması gerekmektedir (hızlı yürüme, yüzme, yavaş koşma, bisiklete binme gibi)